Eğitimde Fırsat Eşitliğini Nasıl Sağlayabiliriz?

Eğitimin ilkelerinden biri olan fırsat eşitliği, Türk Eğitim Sisteminin önemli kavramlarından biridir. Çocuklarımızın temel eğitimden itibaren eğitim hizmetlerinden eşit olarak yararlanması, sistemimizin en büyük amaçlarından biridir. Fırsat eşitliği dediğimiz zaman, kadın erkek bütün bireylere eğitim desteği sağlamak ve eğitim sürecini tüm yönleriyle sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacı aklımıza gelmektedir. Peki, fırsat eşitliği ilkesine neden ihtiyaç duyulmuştur?

Ülkemiz nüfusu sosyoekonomik olarak incelediğimizde, her ülkede olduğu gibi belli başlı ekonomik yetersizliklere sahiptir. Milli gelir dağılımının adaletli olmaması, işsizlik vb. sebeplerle insanımız büyük sıkıntılar içerisine girmektedir. Özellikle aileler, yaşam şartları tarafından zorlanmakta, bunun sonucunda en çok da eğitim gören bireylerimiz bu durumdan etkilenmektedir. Çünkü her birey her imkâna eşit olarak sahip olamamaktadır. Bu da eğitim gören bireyler arasında anlamlı farklılıklar arz etmektedir.

Bildiğimiz üzere eğitim hayatı bireyin kendisi ve çevresinden bağımsız değildir. Birey, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak belirli özelliklere sahiptir. Eğitim gören birey bu ihtiyaçlarını karşılayamazsa, eğitimine devam etmesi mümkün olmayacaktır. 2005 yılında yürürlüğe konan eğitim kuramımız, bireyin ihtiyaçlarını merkeze almış ve bütün bireylerin eşit olarak bütün haklardan yararlanmasını ön görmüştür.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte 1928 yılında Latin Harflerinin kabul edilmesi ve 1929 yılında Millet Mekteplerinin açılması sonucu bir eğitim seferberliği başlatılmıştır.  Bu yenilikler ile birlikte okuma yazma oranımız görülür derecede artmıştır. Öğrencilerimiz eğitim gördükleri kademelerde desteklenmeye çalışılmış ve o günlerden sonra 1960’ların başına doğru Kredi ve Yurtlar Kurumu kurularak, Yükseköğretim öğrencilerine yönelik burs ve barınma desteği verilmeye çalışılmıştır. Fırsat eşitliği açısından en önemli devlet adımlarından olan Kredi ve Yurtlar Kurumları halen hizmet vermektedir. Peki, fırsat eşitliğini sağlamada bizler neler yapabiliriz?

1 – Eğitim gören bireylerin sosyoekonomik durumlarını takip ederek durumları kötü olan bireylere yardım sağlamak.

2- Vakıflar, Sivil Toplum Kuruluşları aracılığıyla fırsat eşitliğini sağlamak üzere çalışmalar yapmak

3- Kimsesiz öğrencilere sahip çıkılması amacıyla oluşturulacak kurumlarda gönüllü görev almak

4- Fırsat eşitliğini sağlayacak devlet kurumlarının çoğaltılması amacıyla çalışmak

5- Ailelere destek olarak umutsuzluğa kapılmamalarını sağlamak

(Paylaşım yaparken kaynak gösterilmesi rica olunur.)  Hacı Kaan Onaran

Öğretmenlik Mesleğinin Hak Ettiği Yere Gelmesi İçin Neler Yapılabilir?

Bildiğimiz üzere öğretmenlik mesleği, insanın var oluşundan beri süregelen bir kavramdır. Eğitim öğretim işlerinin yürütülmesi için çok önemli ve gerekli bir olgudur. Öğretmenlik mesleği Türkiye’de her zaman saygı duyulan bir meslek olmuştur. Fakat bu saygı duyuş eğitim sistemimizin de bozulmasıyla azalmış, önemli bir meslek olan öğretmenlik ve öğretmenler toplumda iyi görülmez olmuştur. Öğretmen olurken ya da öğretmen adayı seçilirken ölçütlerin sağlam olmaması bunun en büyük göstergesidir. Öğretmen dediğimiz kişilerin toplum karşısında konuşamaması sorunu, mesleğin hak ettiği yerden uzaklaşmasına neden olmuştur. Sınav sistemimizin içinde bulunduğu durum, öğretmenlik mesleğini sevilen istenen değil, mecbur kalındığında gidilen, hiçbir önemi olmayan bir meslek haline getirmiştir.

Öğretmenlik mesleği dediğimizde geçmişte halkımız saygılı bir tavır alırken, şimdilerde bu tavrın yerini “çalışmadan maaş alıyorlar” tavrı almıştır. Bu tavrın oluşmasında halkımız tek başına suçlu değildir. Öğretmen yetiştiren kurumlarımızın, öğretmen olmayı para kazanmak olarak gören öğrenci ve velilerimizin de suçu vardır. Bu algı Cumhuriyet Dönemi’nde yoktur çünkü o zaman ki öğretmenlerimiz halka yol gösteren bir pusula gibidir. Şimdilerde ise öğretmenlerimiz geri çekilmiş, mesleklerini geçim sağlamak üzere yapmaya başlamışladır. Öğretmenlik mesleğinin sorumlulukları kesinlikle bunlar değildir.

Kutsal bir meslek olan öğretmenlik mesleği, bir öğrenciyi yetiştirmek ve kendisine ve topluma en iyi şekilde yararlı olmasını sağlamayı amaçlar. Bizler öğretmen adayları olarak mesleğimizin hak ettiği yere gelmesi için;

  • Öğretmenlik alanında gerekli olan bilgilere ve donanıma sahip olmalı
  • Pedagojik açıdan kendimizi yetiştirerek çocukları düzgün yetiştirmeli
  • Topluma öğretmen statüsüyle yol göstererek, eğitim düzeyimizi yükseltmeye çalışmalı
  • Öğretmenlik mesleğini değerli hale getirecek çalışmalar yapmalı
  • Öğretmenliğin değerli bir meslek olduğunu unutmayarak, etik kurallara uymamız gerektiğini unutmamalı
  • Öğretmenliğin her zaman güncel ve yenilikleri takip etme, kendini geliştirme işi olduğunu bilmeli
  • Hitabet, Diksiyon ve etkili iletişim gibi olguları bir kenara atmadan bunları geliştirmeli ve düzeltmeli
  • Öğretmen olmanın büyük sorumluluklar gerektirdiğini unutmamalıyız.

Hacı Kaan Onaran

(Paylaşım yaparken kaynak gösterilmesi rica olunur.)